Chpli vekilden travesti ve trans bireylere destek

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, Türkiye’de lezbiyen, gay, biseksüel ve travesti vatandaşları hedef alan ayrımcılık ve şiddetin artarak devam ettiğini belirterek, Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformun’un hazırladığı nefret suçları taslağının tüm milletvekilleri tarafından benimsenmesini ve oy birliği ile hayata geçirilmesini istedi. travesti

Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Türkiye ile AB işbirliğinin önemli alanlarından birisinin ayrımcılık, nefret suçları ve şiddet olduğunu ifade eden Aykan Erdemir, bu konuda Türkiye’nin önde gelen sorunlarından birisinin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği yönelimi olduğunu söyledi. Erdemir, Türkiye’de lezbiyen, gay, biseksüel ve transları hedef alan ayrımcılık ve şiddetin artarak devam ettiğini ifade etti. TBMM’nin ve tüm partilerden milletvekillerinin insan hakları ve demokratikleşme çabalarının kapsamına LGBT vatandaşların sorunlarını ve çözüme dair programlarını yerleştirmeleri gerektiğinin altını çizen Erdemir, “TBMM, homofobi ve transfobi temelli ayrımcılık ve şiddet söz konusu olduğunda bu mücadeleye sıfırdan başlamak zorunda değildir. Türkiye’nin tabi olduğu uluslararası rejimin baş aktörü olan BM, Avrupa Konseyi, AB ve AGİT gibi hükümetler arası kuruluşların sayısı her geçen gün artan belgeleri hükümete ve siyasi partilerimize kılavuzluk edebilir” dedi. travesti

LGBT savunucu örgütlerin temsilcilerinin de izlediği basın toplantısında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığın sona erdirilmesine ilişkin asıl ve en güçlü talebin Türkiye Cumhuriyeti’nin lezbiyen, gay, biseksüel ve trans vatandaşlarından geldiğini ifade eden Erdemir, “Mahiyetinde büyük eksiklikler taşıyan nefret suçları düzenlemesinde ülkemizde bu tarz suçların birincil hedefi konumundaki LGBT bireyler dışarıda bırakılmıştır. Gönül ister ki Meclisimizdeki tüm siyasi partiler, tüm milletvekilleri Türkiye toplumunun ortak iradesini yansıtan Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu’nun nefret suçları taslağını benimser ve oy birliği ile en kısa zamanda hayata geçirir. Bu duyarsız tavır göstermektedir ki, AK Parti hükümeti LGBT yurttaşları mağdur eden şiddeti ve ayrımcılığı benimsemiştir. Hükümetin geçen sene uluslararası basında büyük yer bulan eşcinsellere özel hapishane tasarısı da bu gözden uzaklaştırma anlayışını açığa vurmuştu” diye konuştu. travesti

658_b

Bu eşcinsel travesti hikaye serisini okumalısınız

Aslında bir hayli oldu Ayşe Kulin eşcinsel travesti bir ilişkiyi anlattığı kitabını yazalı. “Gizli Anların Yolcusu”. Ben yeni okuyabildim. Herşeyden önce konusu eşcinsellik olan bir romanı kaleme aldığı için tebrik ediyorum Kulin’i. Zira öyle bir konu ki bu eşcinsellik, biz ülkece maalesef hala tam algılayamadık ne olduğunu. Eşcinselliği anlamayan, anlamak için en ufak bir çaba sarfetmeye istekli bile olmayan bir toplumuz biz. Kaçımız biliyor eşcinselliğin aslında bir tercih değil, eğilim olduğunu ve bu şekilde doğulduğunu. Yani şöyle anlatayım; her birimiz birer eşcinsel olarak doğabilirdik! Bu bizim seçimimiz değil kaderimiz olurdu. Ve inanın bu durumu değiştirmek için de pek bir şansınız olmazdı.

İşte eşcinsellikle ilgili tüm gerçeklerden bihaber, neyin ne olduğunu bilmeden homofobik olmuş bireylerin de var olduğu bir toplumda yazdı Ayşe Kulin bu kitabını. Kitap oldukça akıcıydı. Kelime hataları, yanlış yere çekilmesi muhtemel ifade yanlışlarını es geçmek istiyorum. Hiç hak etmediği halde toplumdan sürekli dışlanan insanların hayatlarına dair birşeyler yazılması çünkü asıl odaklandığım.

Gizli Anların Yolcusu’nu okuduktan sonra “Bora’nın Kitabı” ve “Dönüş” ile devam etmelisiniz seriye. Hikaye bu şekilde tamamlanıyor. Kulin’in kalemi zaten çok akıcı. Bir solukta okuyorsunuz hepsini. travesti

Bu kitapları okuyun. Bilmediğiniz dünyalar var. Bunlardan da haberdar olun. Fikir sahibi olmadan önce bilginiz olsun. Ve empati yapın. Unutmayın ki siz de bir eşcinsel olarak doğabilirdiniz. O zaman ömür boyu mutsuzluğa mı mahkum olacaktınız?? travesti

Bu kitapları bitirdikten hemen sonra, dün bir haber okudum. İki eşcinsel erkek, boğazda kendi aralarında bir düğün yapmışlar. Ekin ve Emrullah. Farklılıklarıyla yüzleşebilmiş, kendilerini oldukları gibi kabul edebilmiş bu insanlar. ‘Öz’lerine, hayatlarına sahip çıkabilmişler. Dahası çevrelerine karşı da dimdik durmuş ve kendileri olabilmişler. Nasıl zor bir iş aslında başardıkları.. İçinde bulunduğumuz dar bakış açılı toplum düşünüldüğünde özellikle.. Onlar doğduklarında seçim hakları olsaydı belki bu kadar zorlukla mücadele etmek zorunda kalmazlardı, ama bu onların seçimi değil kaderi. Tebrik ediyorum onları! Mutlu olma şansını kendilerine verdikleri için, hayatlarını toplumun bilip bilmeden yaptığı yargılamalara kurban vermedikleri için… travesti

4-adana-da-ayakkabi-boyaciligi-yapan-travesti-helal-para-kazanmak-en-guzeli

Adana’ da ayakkabı boyacısı travesti haberi

İstanbul’da uzun yıllar zorla fuhuş yaptırılan ve daha sonra satıcılardan kaçarak fuhuşa tövbe eden travesti Adana’da ayakkabı boyacılığı yaparak geçimini sağlıyor.

İstanbul’da 30 yıldır zorla fuhuş yaptırıldığını iddia eden 40 yaşındaki Ü.A. isimli travesti, satıcılarından kurtulduktan sonra fuhuş yapmaya tövbe edip geçimini Adana’da ayakkabı boyacılığı yaparak sağlamaya başladı.
Çevresindekilerin saldırıları yüzünden hala hayata tutunamadığını ifade eden Ü.A., onuruyla para kazanmak için mücadele ettiğini belirterek, “Ya benim ekmeğimi burada verin ya da mezarımı burada kazın. Başka herhangi bir şey istemiyorum” dedi.

BABASI VE AĞABEYİ, ANNESİNİ ÖLDÜRDÜ
Çok küçük yaşlarda gözlerinin önünde babası ve ağabeyinin annesini öldürmesiyle ilk travmasını yaşayan Ü.A. (40) ilerleyen yıllarda üvey annesinin, beraberindeki kardeşiyle beraber evden kovmasıyla hayatının dönüm noktasına girdi. Ü.A., 10 yaşından bu yana erkeklere zorla pazarlandığını vurgulayarak daha sonra farklı operasyonlarla travesti kimliğine büründüğünü anlattı. Ü.A., bu süreci “Kardeşimle beraber aç kaldık. Bir insandan ekmek istediysek mutlaka karşılığını istedi. Ne geldiyse tanıdıktan geldi. Bir kere girmiş olduk, battıkça battık” cümleleriyle beyan etti.
“Ama şükürler olsun artık helal para kazanıyorum” diyen Ü.A., gördüğü rüyayla hayatında yeniden bir dönüm noktasına girdiğini ve İstanbul’da kendisine zorla fuhuş yaptıranları 30 yıl sonra nasıl atlattığını şöyle anlattı:
“Geriye baktığımda pişmanım. Fuhuşa tövbe ettim ve bir senedir bıraktım. Rüyamda bir birahanedeyiz, önümde de bir ayakkabı boyası sandığı var. Polisin birisi geldi, ‘Sen arkama geç’ dedi, ‘Ne olursa olsun, helal ekmek kazandığın sürece ben seni korurum’ dedi. Ondan sonra tövbe ettim. İstanbul’da çalışmayı bıraktıktan sonra beni 3 kişi öldürmeye kalktı. ‘Allah’ım sen beni koru’ dedim. 3 kişinin elinden bıçak düştü, Allah korudu beni. İstanbul’da ölmesem katil olacaktım, Adana’ya geldim. Neler neler yaşadım, İstanbul’u terk ettim.”

“YÜZÜME TÜKÜRÜP HAKARET EDİYORLAR”
İstanbul’dan Adana’ya 5 gün önce geldiğini belirten Ü.A., Adana’ya gelme sebebinin sıcak iklimi ve Adanalıların cana yakınlığı olduğunu dile getirdi. Yalnız başına hayatını sürdürdüğünü dile getiren Ü.A., şehirte herhangi bir LGBTİ topluluğu tanımadığını da sözlerine ekledi. Karşılaştığı insanların sandığı gibi cana yakın olmadığından yakınan Ü.A., cadde ve sokaklarda ayakkabı boyacılığı yaptığı zamanlarda aşağılanmalarını, yaşadığı taciz ve zorlukları şöyle anlattı:
“Bir şey yapıyorlarsa mutlaka karşılığını istiyorlar. ‘Sandığı bırak akşam kebap yiyelim, rakı içelim’ diyorlar. Söyledikleri işi yapmadığımı anlatıyorum. Helal ile haramı karıştırmam. Yapmadıklarını bırakmıyorlar. Sandığıma tekme atıyorlar, yüzüme tükürüp hakaret ediyorlar. Geldiğim günden bu yana bu işi takdir eden ya vardı ya yoktur. Güzel insanlar zaten güzel ama karşılaştığım kişiler 4-5’i geçmez.”

“HELAL PARA KAZANMAK EN GÜZELİ”
“Helal bir ekmek yapayım, bu memleketten gideyim” niyetiyle geldiği Adana’dan İstanbul’a tekrar geri dönmek istemediğinin altını çizen Ü.A., şöyle devam etti:
“Para buldukça otelde kalıyorum, bazen kalamıyorum; sabaha kadar dolaşıyorum. Ne ev bulabildim ne bir şey. Ayakkabısını boyayacağım insanlar fiyatını beğenmiyor, ‘Başka yerde 1 lira’ diyor. ‘Yok’ desem bu sefer aç kalacağım, ne yapayım? Kurda kuşa yem etmesinler bu saatten sonra. Helal para kazanmak en güzeli. Herkese nasip olur inşallah. Tövbe edip bıraktıktan sonra bu şekilde en güzeli. Huzurla uyuyorum. Huzurla yatıp huzurla uyanıyorum. Adanalılar’dan rica ediyorum. Ya benim ekmeğimi burada verin ya da benim mezarımı burada kazın.”

sinir-krizi-geciren-travesti-alarma-gecirdi-1057771

Sinir krizi geçiren travesti ortalığı karıştırdı

Bursa’nın Orhangazi İlçesi yakınlarında içinde bulunduğu otomobilde sinir krizi geçirerek, yoldan geçen araçlardan yardım isteyen travesti, 34 yaşındaki B.İ. için polis alarma geçti.

Gedelek Köyü yakınlarında durdurulan otomobilden indirilen ve ayağıyla aracın ön camını kırdığı için yaralanan B. İ. hastaneye kaldırılırken, araçta tartıştığı kardeşi 31 yaşındaki Melih İ. ve kuzeni 34 yaşındaki Fatma İ. ile araç sürücüsü ifadeleri alınmak üzerine polis merkezine götürüldü.

Olay, dün İstanbul-Bursa karayolu karayolunda meydana geldi. Travesti B.İ., kardeşi Melih İ. ve kuzeni Fatma İ., Yalova’dan Bursa’ya gelmek üzere 28 yaşındaki Halit T. yönetimindeki 16 UY 804 plakalı otomobil ile yola çıktı. travesti

Araçtakilerle tartıştıktan sonra kardeşinin kendisine vurması üzerine sinir krizi geçirdiği öne sürülen B.İ. Bursa yönüne gelirken, otomobil içinden sesini dışarıdan geçen sürücülere duyurmaya çalıştı. travesti

Bazı sürücüler bunu cep telefonu ile polise bildirdi. Takibe alınan otomobil, Gedelek Köyü yakınlarında durduruldu. Otomobilden çıkan B.İ., ayağı ile otomobilin ön camını kırarak zarar verirken ayağından yaralandı. Polis ekipleri tarafından güçlükle sakinleştirilen B.İ., çağrılan 112 Acil Servis ekiplerince Orhangazi Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada tedavi altına alınan B.İ.’nin sağlık durumu iyi olduğu bildirilirken, otomobilde bulunanlar ifadeleri alınmak üzere jandarma karakoluna götürüldü. travesti

Soruşturma sürdürülüyor.

travesti haber

fft81_mf2438248

Çocuğum travesti yada eşcinsel olsa kabul etmem

Rus grup t.A.T.u’nun solistlerinden Yulia Volkova, şaşırtıcı bir açıklamada bulundu. LGBTİ haklarına desteğiyle bilinen Volkova, oğlunun eşcinsel veya travesti olmasını kabul edemeyeceğini söyledi.

Independent’ın haberine göre, daha önce, “Sloganımız sevginin kime karşı hissedildiğinin değil, sevginin kendisinin önemli olduğu. Bir erkek erkeğe, bir kadın da bir kadına aşık olabilir” açıklamasıyla LGBTİ bireylere desteğini dile getiren Volkova’nın oğlu hakkında yaptığı açıklamalar tepki çekti.

“Evet, eşcinsel olsa onu kınardım, çünkü gerçek bir erkek, gerçek bir erkek olmalıdır” diyen şarkıcı, “Tanrı erkekleri üremek için yarattı, doğal olan budur. Eşcinsel bir oğul kabul etmem” sözleriyle önceki açıklamalarından farklı ifadeler kullandı.

‘KADINLAR DAHA ESTETİK’

Eleştiriler üzerine “homofobik olmadığını” söyleyen Volkova, “Bu açıklamam önceki sözlerimle çelişmiyor. Lezbiyenlik, gayliğe göre daha kabul edilebilir bir cinsel tercih. İki kadının birlikte olması, iki erkeğin birlikte olmasından farklı. Lezbiyenlerin daha estetik olduğunu düşünüyorum” dedi. Volkova söyleşisini, “Homofobik değilim, birçok eşcinsel arkadaşım var. Oğlumun eşcinsel olmasından daha kötü şeyler de var; katil veya uyuşturucu bağımlısı olması gibi” sözleriyle sona erdirdi. travesti

t.A.T.u,’nun solistleri Yulia Volkova ve Lena Katina, 2003’te haklarında çıkan eşcinsel iddialarını reddetmişti. travesti

page_yeni-baslayanlar-icin-travestiler-bir-travesti-kocasini-elinde-nasil-tutar_208333102

Bir kadın bir kadınsa travesti iki kadın demek midir ?

Bir travesti kocasını elinde nasıl tutar. Trajikomik gelir bana ama bu tesbitlerim yüzde doksanı için geçerlidir. Kadınlık öğrenilen bir şey madem, bir kocasının olması, kadının kadın sayılması için en önemli şart değil midir?

Bu tespit biyolojik kadınlar için bile geçerliyken, trans kadının nasıl kocası olmaz ayol? Olur. Kadın çünkü. Eğer kadın bir kere kadınsa, ben onun yaşadığı kadın olma sürecini iki kere yaşadım. Demek ki iki kere kadınım. İki kere kadınsam müsade edin bir tane kocam olsun.

Kadın mağdursa ben iki kez mağdurum. Mağdurum, mağdur olmasına da, mağdurluğu da iki kez oynamalıyım ki, daha iyi kadın olayım. Öyle bir kocam olmalı ki, sıradan, öğretilmiş erkek davranışlarıyla yaşayan bir erkek, asla travesti kadınları tatmin etmez. Biz daha çok, genç, tam bir erkeğe benzeyen, döven, söven, küfreden, damızlık erkekler bulmalıyız ki daha çok hizmet edelim. Daha çok şiddet görelim ki kadınlığımız layıkiyle tatmin olsun.

Kadın olmak işin en önemli şartlardan birisi değil mi? Bu erkekler bir süre sonra travesti çetesini oluşturacağı için, ilk eğitimleri senden geçmeli. Sonraları, bu sana yol, su, hizmet olarak geri döneceğinden, bu nokta çok mühim. Hatta bazı travestiler kocalarını öyle severler ki, onların homo olduklarını söylerler. Adam gitmesin diye kocalarını sikerler bile. Düşünün, adam gidip başkalarına verirse, bizim kızın kadınlığı ne hale gelir? Mazallah, “Bizim kız aslında gizli adammış, aslında kız bile değilmiş” derler.

Erkeği ibneleştirip “Başka erkeklere verdiğini söylerim” diyerek kocalarını ellerinde tutmaya çalışan bir grup daha vardır. İlişkilerde kadınlık ve erkeklik gibi çok kritik roller bu şekilde paylaşılmış olur.

Rahat olun. Bir kadın, bir de erkek vardır.

“Aman, kadın diğer travestilere karşı beni utandırmasın”,

“Aman, herif gider başka travestilere verir de, benim kadınlığımı üç paralık eder”,

“Sikilmek istiyorsa, sikeriz alim allah!”,

“Aman herif başımızdan gitmesin; dövsün, paramı yesin, horlasın, dert değil”

“El aleme ne deriz? Ne lazımsa gereğini yapar, kocamızı başımızda tutarız” diyerek devam edenler var.

Orta sınıf, bembeyaz travestiler

Bunlar etrafa karşı acı kadını oynarlar da yine kendilerini çok ezdirmezler. Ama, sadece adam sikiyor, travesti veriyorsa, olayın rengi biraz değişir. O zaman orta sınıf “beyaz kadın”ı oynarlar. Öyle evleri vardır ki bu tür travestilerin, yemin ediyorum, biyolojik kadın olsalar inanın telli duvaklı gelin olurlardı. Kız, düpedüz kız oğlan; yok, hatta bakire kalırlardı. Kalmasalar bile tek bir kişiye en fazla iki kişiye verirlerdi. Bunlar sevişmezler. Verirler ama ne verirler bilmem. En iyi yemekleri yapanlar, bulaşık yıkayanlar hep bu grup içinden çıkar. Ütü yapanları bile vardır bunların. En iyi hizmet onlardadır. Erkekleri ayrılmak istese de onlar ayrılmaz. Biyolojik bir kadını paylaşırlar, sorun olmaz ama başka bir travestiyle aldatılmayı asla sindiremezler. Bu bile kocalarından ayrılmaları için gerekçe olmaz. “Acı kadını”dır bunlar; çilekeştirler. Tıpkı analarımız gibi…

Helal olsun diyesim var benim bu grubun mensuplarına. Orta sınıf beyaz kadın gibi olmaya çalışanlar içindekilerin bazıları, düz beyazlıkla yetinmez. Bembeyaz, hatta açık beyaz olanları vardır. Evlerinde kedi, köpek gibi, en pahalısından, en sevimli ve en traşlısından, bir kokoş ev hayvanı mutlaka vardır. Anne baba olur da yavru nasıl olmaz? Olmalı. Bir yavruları mutlaka olmalı. Ben sekiz sene boyunca, bir kadın olarak, tek başıma Pakize’me nasıl baktım a dostlar; bir bilseniz!… Neler çektim bir bilseniz! Kızımla ben, oy oy, anasız, babasız, kocasız pek rahattık. Ama Pakize ille bir baba istedi. Ben de Ela’ya verdim yavrumu, Yıllarca babasız büyütmüştüm. Şimdi rahat. Bir babası var. Duyduğuma göre havlıyormuş bile.

Daldık Pakize’ye, meseleyi unuttuk.  Hayatımda Pakize kelimesi için emniyette neler çektiğimi bir bilseniz; Pakize lafını bir daha bir daha duymak istemezdiniz.

Gene bu grup travestilerin evlerinde masa örtülerine, dantellere bile rastlamak pek muhtemeldir. Kadın olunur da televizyon, sehpa örtüsü nasıl olmaz?

Şık enişteler

Biraz daha aşmış, sınıf atlamış travesti grubunda görülen özelliklere gelince; en başta, bunlar zeki ve enteldir. Erkeğin de çalışması gerektiğini filan düşünürler mesela. Moderndirler. Evleri elektirikli eşyayla donatılmıştır. Teknoloji manyağıdırlar. Bunlar için kocanın, evin ve arabanın görünümü her şeyin önünde gelir. Valla baksan, “kötü travesti işte” dersin ama herif manken gibidir. Çok yakışıklı çocuklar bulurlar kendilerine. Bunlar ayrıca kocalarını gruba falan sokarlar. Kocaları en pahalı yerlerden giyinir, kıyafetleri gösterişlidir. Herif de ona alınan kıyafeti gösterir hani.

Ne yalan söyleyeyim valla, ben en çok bu tür enişteleri severim. Kızları köle gibi kullanan enişteler de çok fantastik gelir bana. Beni çok tahrik ederler. Şart değil tabi. Benim felsefem: “Bir enişte olsun da, nasıl olursa olsun.” Bilirim, travestiler en iyisini seçer. Seçimlerine burun kıvırmak olmaz. Buna rağmen eniştelerim yatmak için ısrarcı olurlarsa, valla “yok” demem. Eski yıllarda yattığımı söylediğim eniştelerim için kızlar sanırım kocalarını tembihliyor. “O Gani var ya? Yatar, yuva yıkar, yattığını da gizlemez hemen söyler haaa!…” “Yuva yıkan” diyorlar ki, itibarım üç paralık olsun. Atalarımız ne demiş: yuva yıkanın yuvası olmazmış. Dememiş mi? Demiş. “Yuvasız kuşlar gibi” şarkılarıyla büyümedik mi hepimiz?

Bu arada, yuvanın dişi kuş tarafından yapılması meselesini unutmasak iyi olur. Artık dişi kuş olduysan yuvayı da sen yaparsın. Gerçi bir travesti kuş bu konularda ne yapar ne eder pek bilmem ama…

Gavat kategorisi

Şimdi sıra, en tehlikeli travesti kocası grubundan bahsetmeye geldi. Bunlar basbayağı bir kültür oluşturmuştur. Travesti kocası olmak bu grup için bir meslek yerine geçer.

“Ne işle uğraşıyorsunuz?”

“Travesti kocasıyım…”

O kadar kurumsallaşmış bir grup oluşturmaktadır bunlar. Bunlar travesti kocası olma branşında kariyer yaparlar. Toplumda genellikle bunlar “gavat” şeklinde tabir edilir. Mesaileri budur. Diğer travesti kocalarıyla sosyalleşirler. Kızlar da (yani travesti kızlar) sadece kocalarının müsade ettiği kızlarla konuşur. Kız işe gider, travesti kocaları bir araya gelerek karılarından aldıkları paraları en iyi şekilde değerlendirmenin yollarını arar. Ne bileyim işte, uyuşturucu olur, başka kızlara gitmek olur, muhtelif…

Bunların aslen biyolojik kadın sevdikleri filan da söylenir. Zaten travestiler kocalarının kadınla yatmasına pek aldırmaz; bir başka travestile meyletmişse sorun vardır. Kadına eyvallah, ama ibneyi s…k yasak!…

Bu tür eniştelerimin şakası yoktur. Elleri ağır olur. Cezaevi işi bir faça mutlaka bulunur. Bu enişte beylerle arayı iyi tutmakta fayda vardır. Ne zaman dövüp ne zaman tecavüz edeceği belli olmaz. Hatta gasp filan da vardır bunlarda. Çete teşekkül etmiştir. Biz zavallı travestiler maalesef bir çok mağduriyetimizi, çektiğimiz bir çok sıkıntıyı, eğitimsizliğimizle geldiğimiz yerler belli olduğu için, şehrin en lüks yerlerinde yaşamamıza izin verildiği için, şehrin göbeğinde varoşu yaşatarak, zor yaşamımızı daha da zor bir hale sokarak, sistem seni ittikçe bulduğun ilk yılana sarılarak, sürünerek, travesti çetelerini besleyerek, kendimize böyle bir yaşam yaratırız. Orta sınıf biyolojik kadının çektiğinin iki katı, bizim sırtımızdadır.

Sevilmediğimiz yerleri sevmek için hepimiz o kadar istekliyiz ki; kocamız sevmiyorsa, para vererek sevmesini kolaylaştırırız. Ya, adam seni sevmiyor, her şeyini kullanıyor, evini, arabanı, bedenini, ruhunu!… Yeter ki sevsin. Biz veririz . Babamız sevmiyorsa, ona da para veririz. Dinimiz bizi sevmedikçe daha sofu müslüman oluruz. Asker sevmez, kolayından çürük raporu verir; hayır. Biz en alasından askeriz. Bu ülke bizi sevmez ama biz sapına kadar Türk’üzdür. Vergi verir, onu hoş tutarız. Vergimizin adı bile “Kabahatler Kanunu”; düşünün. Valla dir dir dir… Veririz de veririz…

 

picture-5393

Travesti , eşcinselliğin el kitabını yazmadım !

Çok satan kitapların yazarı Ayşe Kulin, "Gizli Anların Yolcusu" romanının devamı niteliğindeki yeni romanı travesti "Bora'nın Kitabı"nı ilk kez Söz Sende programında Balçiçek İlter'e anlattı. Romanında eşcinsel iki gencin aşkını anlatan Kulin, eşcinsellerden aldığı tepkilere de değindi. Ünlü yazar, "Bana Melih Gökçek'le birlikte homofobi ödülü verdiler, çok gücüme gitti." diye konuştu. Türkiye gündemindeki gelişmeleri de değerlendiren Ayşe Kulin, içkili mekan bulmanın zorlaştığını anlatarak, "Gitgide muhafazakarlaşıyoruz, bu beni korkutuyor." dedi. Kulin, Balyoz davası kararlarına da "Bir zamanlar ordumuzu teslim ettiğimiz insanları içeri soktuk" diyerek tepki gösterdi.

İşte Yazar Ayşe Kulin'in o açıklamalarından satır başları…

EŞCİNSELLİĞİN EL KİTABINI YAZMADIM
Romanımda eşcinselliği konu aldığım için bir akrabam bana, "Senin her kitabını okudum ama o kitabını okumadım." dedi. Başka bir kız arkadaşım da aynı şeyi söyledi. Eşcinseller hakkında ilk roman yazan ben değilim. Ama eşcinsel olmayıp da yazan pek yok. Çok satan bir yazar olarak, eşcinsel olmayan biri olarak ilk defa ben yazdım. İki erkek arasındaki aşkı anlattım… Bazı okurlarımın tepkisinden çok korkmuştum ama korktuğum gibi olmadı, kitaba bayıldılar. Pek çok eşcinsel bana onların dünyasını edebiyata taşıdığım için teşekkür etti. İyi yansıtamadığım yönünde eleştiriler de aldım tabii. Ama ben bir roman yazdım, romanda iki adamın aşkını anlattım. Ben eşcinsellerin el kitabını yazmadım.travesti

HOMOFOBİ ÖDÜLÜ ÇOK GÜCÜME GİTTİ
Bana Homofobi ödülü verdiler. Davet etseler giderdim ve onlara niye yanlış yaptıklarını söylemek isterdim. Melih Gökçek ile bana o ödülü vermeleri çok gücüme gitti. O belki haketmiş olabilir bilmiyorum, ama ben haketmediğime inanıyorum. Homofobi bir insanlık suçudur. Kitabı beğenmemiş olabilirler, eleştirirler o ayrı bir şey. Ama homofobi suçu işlemek çok ağırdır, nefret suçudur. Eşcinsellerin bu ülkede çok hırpalandığını düşünüyorum.

KİMİ DUA EDEREK, KİMİ İÇEREK SAKİNLEŞİR
Her zaman muhafazakardık, ama giderek daha da muhafazakarlaşıyoruz. Bu beni korkutuyor. Şeriat gelmesinden falan korkmuyorum. Şeriatın gelemyeceğine eminim. Ama muhafazakarlaşmak, değişime direnmek iyi bir şey değildir. Toplumların önünü kapatır. Ve erkek her zaman baskın çıkar. Mesela içki içmek iyi bir şey değil, ama hayatın bir parçasıdır. Kimileri dua ederek, kimileri de içki içerek sakinleşir. Sakarya'ya imza gününe gitmiştik. Çıktık, canım soğuk bira çekti. Kilometrelerce yürüdük içki içilebilecek tek bir meyhane bulamadık. Bu bir mahalle baskısıdır, korkutuyor. Biz başını kapayan kadınlara uzun yıllar saygı göstermedik, belki de bunları hakettik. Şimdi onlar rövanşlarını alıyorlar.travesti

ORDUMUZU TESLİM ETTİKLERİMİZİ İÇERİ SOKTUK
Ben her zaman bir hukuk devletinde yaşamanın özlemini çektim. Bana nasip olmadı, görüyorum ki ben öyle bir ülkede yaşayamadan göçüp gideceğim. Bu beni rencide ediyor. Bu ülkede yaşamaktan korkmuyorum, daha kötü zamanları da gördük. Ama bir türlü normalleşemiyoruz ve bu beni çok üzüyor. Hata üzerine hata yapıyoruz. Mesela 27 Mayıs bir hataydı. Son çıkan Balyoz kararları da bir hata. Yapılmamış bir darbenin suçluları olarak bir zamanlar ordumuzu teslim ettiğimiz insanları içeri soktuk. Bu çok yaralayıcı bir şey. Aynı padişahlara "hain padişahlar" demek gibi…

picture-5393

Travesti , Biz biliriz bizzz ! Biz yaparız bizzz !

Ben, “siz kimsiniz” diye sorduğunuz, “o kadar küçük bir azınlıksınız ki” diye küçümsediğiniz travesti “musibet”lerden biriyim. Kartlarımızı en baştan açalım; birbirimizden haz edecek kişiler değiliz. Zaten kendi adıma böyle bir çabam da yok. Aksine, sizi birazcık rahatsız edebilirsem, bu akşam başınızı yastığa, “her akşamki kadar” rahat koymanızı iki saniye olsun geciktirebilirsem ne mutlu bana!.. Gerçi artık bunun için benim bir çaba harcamama gerek yok çünkü sponsor firma programınızdan desteğini çekmekle kalmadı, gelen güzel bir habere göre CHP Milletvekili Sayın Aylin Nazlıaka’dan sonra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da harekete geçerek sizi RTÜK’e şikayet etti (Farkındaysanız artık iddia ettiğiniz kadar küçük bir azınlık değiliz). Bu arada bilginiz olsun, hayatımda hiç botoks yaptırmadım, o nedenle yüksek nazarınızda sizi eleştirebilme hakkına haiz kişilerden biri olduğuma inanıyorum (Sırası gelmişken, söylesenize, orta yaşlı bir kadın olarak botoks yaptırmayarak iyi mi ediyorum kötü mü? Hayır, yani siz estetik operasyonlar konusunda deneyimlisiniz ya, çok iyi bilirsiniz, onun için soruyorum). Ayrıca stüdyonuza doldurduğunuz; stüdyo şefinizin komutuyla alkışlayıp, stüdyo şefinizin komutuyla baş sallayarak onay veren, ara sıra kameralara “dalgın dalgın” bakarken yakalanan konuklarınızdan azade, dilediğim tepkiyi gösterebiliyorum hamdolsun.travesti

Özellikle gelen eleştirilere cevap verdiğiniz bölümü tekrar tekrar izledim, hem de yer yer durdurup başa alarak. Her ne kadar “Kadırgalı Aysel” havalarında, “Bunlar bana vız gelir tırıs gider anam” tavırlarıyla konuşsanız da, sinirden kemiklerinize kadar titrediğiniz o kadar net hissediliyordu ki. Bir ara elinizdeki kâğıdı kenardaki görevlilere vermeye kalktınız, sonra “Ay bunu niye size veriyorum, bilmiyorum” dediniz. “Şunu da söyleyip konuyu kapatıyorum” dedikten sonra yaklaşık üç dakika konuştunuz. Zaten benim nazarımda hiçbir zaman başarılı bir oyuncu değildiniz ama kabul edin, o “umurumda değilsiniz” performansınız gerçekten dökülüyordu. Bir ara öfkemi unutup halinize acırken yakaladım kendimi.

Baktım da ilk gün “Siz hiç bu kadar güler yüzlü bir katil gördünüz mü” diyerek sevimli bir panda yavrusuymuş gibi takdim ettiğiniz, iki kadının katili olan şahıs, gelen tepkiler üzerine ertesi gün “o adam” oluvermiş hemen. Şunu aklınıza sokun ki “Babam olsan affetmezdim, seni Allah affetsin” şeklindeki sözleriniz, “o adam”a “Bir erkek karısını niçin öldürür” diye sormanızı asla affettirmez. Sahi, o soruyu sorarken neydi amacınız? Kadınlara “Bakın bacılarım, bunları bunları yaparsanız öldürülürsünüz, aman ha” diyerek aba altından sopa göstermek mi? Aydınlatırsanız çok sevinirim çünkü benim aklıma başka bir ihtimal gelmiyor. Saydığı sebeplerden hangileri kabul edilebilir türdendi sizce? Her şeyi bir kenara bırakın, siz “o adam”ın evleneceği üçüncü kadın olmaya cesaret edebilir misiniz? Geçmişinizi, şimdinizi ve geleceğinizi şöyle bir gözünüzün önüne getirin; kendinizi “o adam”ın öldürmeyeceği kadınlardan biri olarak görebiliyor musunuz? Kaldı ki, son zamanlarda patlak veren her türlü rezaletin, skandalın, sahtekârlığın, alçaklığın faili çıkıp “Ben sadece Allah’a hesap veririm, yukarıda o var, o benim içimi biliyor” laflarını o kadar sık söyledi ki, sizin o “Seni Allah affetsin” sözünüz vicdan sahibi, adalete susamış insanların yüreğini bir kez daha dağlamaktan başka bir işe yaramadı.travesti

“O adam”ı programınıza çıkarmanızın zaten başlı başına bir hata olmasını geçtim, haydi çıkardınız, sonrasında, iddia ettiğiniz kadar dürüst, içten, duyarlı, dobra, vs… bir insansanız yapacağınız bir tek şey vardı, “Hata ettim, eleştirmekte haklısınız” deyip özür dilemek. İnanın şu an çok daha huzurlu olur, kameraların karşısında sinirden zangır zangır titremez, bu kadar tepki çekmez, sponsorunuzu kaybetmez, botokssuz üyelerden oluşan Aile Bakanlığı’nı karşınıza almaz, RTÜK’le MTÜK’le uğraşmak zorunda kalmazdınız. Ama siz ne yaptınız? Yaranmak için her gün bin bir takla attığınız düzeni arkanızda hissederek sizi eleştirenlere söylemediğinizi bırakmadınız. “Çok çile çekmiş bir kadın” olduğunuzu iddia etmenize rağmen hedef aldığınız ilk kişi yine bir kadın oldu (Bu arada bu yazıyı yazarken gözüm sürekli Internet’te. Son gelişme olarak, Sayın Nazlıaka’dan sonra bir başka kadın milletvekilinin, Sabahat Akkiraz’ın da hakkınızda suç duyurusunda bulunacağı haberi geldi. Ona ne tepki göstereceğinizi merakla bekliyorum. Sonuçta onun da maaşını siz(!) ödüyorsunuz ya). Nazlıaka gibi meclisin yüz aklarından biri olan bir milletvekiline, bir KADIN milletvekiline hiç sıkılmadan “Sen kimsin ki? Kadınlar için ne yaptın ki” diye sorabildiniz. Ne hikmetse bu “Sen kimsin ki” sorusuyla da, “Biz biliriz bizzz! Biz yaparız bizzz!” tavrıyla da bir süredir bıkkınlık verici boyutlarda karşılaşıyoruz. Eleştirilere cevap verirken vergi rekortmeni oluşunuzu anmanız, seyircilerinizin arkanızda olduğunu hatırlatma gereği duymanız da yabancı gelmiyor. Yakın geçmişte iki yoğun seçim dönemini geride bırakmış bir toplum olarak meydanlarda “duble yol yaptırmak”la övünenlere, toplumu yüzdelik dilimlere bölüp bazı kesimlerin “halkım” “kardeşim” diyerek sırtını sıvazlayanlara aşinayız artık. “Benim anneciğim de çok çekti” şeklindeki sözleriniz de, yine yakın geçmişte gına getirecek ölçüde tanık olduğumuz “mağduriyet” kartının oyuna sokulmasını getirdi akıllara.

Anlıyorum, çaresiz kalınan bu tür durumlarda en iyi savunma yöntemi saldırıdır ama bu yöntemi uygularken aynı hedeflerin seçilmesi ne kadar manidar ve bu zihniyetin ülkeyi bir hastalık gibi baştan aşağı sarmış olması ne kadar büyük bir talihsizlik.

images

Travesti , ” Hadi yavrum kemiiiik! “

Travesti nabzınızı tutuyor, dermanınızı söylüyor. Valla zor iş. Kameratör arkadaşı Buse ile birlikte elinde mikrofon, haber peşinde koştururken, tesadüfen karşılaştığı bir kısım vatandaşa sorulmak üzere özene bezene hazırladığı sorular şu şekilde:

1- Trans nedir?
2- Travesti nedir?
3- Çocuğunuz travesti olsa ne yapardınız?

Aktivistlikten mesleğine vakit ayıramadığı için iki yakasını bir araya getiremediğini anlatan seks esnafı Saime hanım (45), henüz portakalda vitamin formunda sırasını bekleyen müstakbel çocuğunu, travesti olması halinde evlatlıktan reddetmekle tehdit etti. Zalim kadın, ondan uzak durması koşuluyla çocuğundan gelecek para yardımını memnuniyetle kabul edebileceğini, hiç lafı dolandırmadan söyleyebildi. Çocuk, başta dişlerinin tedavisi olmak üzere sağlık giderlerini de üstlenirse eğer, elbette onu da geri çevirmeyecekmiş.

Muhabirimizin "Bu kadar canavar olmayın" şeklindeki ısrarlı ikazlarına aldırmadan "Ben kendime dönmenin anası dedirtmem" diye çığlıklar atan Saime, yine ısrarlar üzerine çocuğunun mahalle sınırları dışında arkadaşlarıyla vakit geçirmesine ise "Olur belki ama bizim oralara gelmesinler" diyerek açık kapı bıraktı.

"Çocuğunuz travesti olsaydı ne yapardınız?" tahmin edebileceğiniz gibi Saime tarafından cevaplandırılan soruydu.

Aktivizmle uğraştığı için başını kaşımaya vakit bulamadığını belirten Başak, çalışmadığı yerlerden çıkan ters bir soruyla şoke oldu. Başak "Travesti nedir?" sorusuyla uğradığı kamyon kazasına, "Hadi yavrum kemiiiik!" şeklinde nağralanarak tepki verdi. Fırlattığı zarların pencüse gelmesi üzerine uzun uzun düşündükten sonra Başak, muhabirimize "E şıkkı olsun" dedi.

Bir uykudan mı uyandırılmıştı, yoksa hala uyuyor muydu net olarak anlaşılamayan Yusuf ise, artık ne alakaysa, sektörel daralmanın istihdam üzerindeki olumsuz etkilerinden dem vurdu. Oysa, muhabirimizin de tane tane sözcüklerle ifade ettiği gibi, soru gayet kısa ve öz: "Sizce trans nedir?" Arada kutuplarda olmayı istediğine dair parça tesirsiz bir lakırdı ettiyse de, bu sözleriyle, soruyu mu sorduğu yoksa, kaldığı yerden devam ettiği rüyasına dahil bir repliği mi sayıkladığı açıklığa kavuşturulamadı.

Yayında ve yapımda emeği geçen bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Bir başka nabız yoklamasında buluşuncaya kadar hoşçakalın. ALINTIDIR …

ak-lgbt-ak-partiyi-iceriden-donusturecegiz-23033-669x321

Travesti , gezici sandıkları için kötü sandılar !

"AK Parti LGB travesti Bireyleri" adlı grup,  AKP'nin birçok mitinginin yanısıra, İstanbul ile Ankara arası mesafeyi 3,5 saate düşüren Yüksek Hızlı Trenin açılışına katılmış ve fotoğrafları twitter hesaplarından paylaşmıştı.

7 Eylül Pazar günü "uyuşturucuya hayır" yürüyüşü yapmaya hazırlanan AK LGBT'lere KAOS-GL yazarı Deniz Deniz'den eleştiri geldi.

KAOS-GL sitesinde "Destur! Ak ibn.ler geliyor!" başlıklı bir yazı kaleme alan Deniz, "Cambaza bak. Akıllarınca Ak Parti’ye bu tür eylemlerle şirin gözükmeye çalışacaklar." yorumunda bulundu.

"Tam da 62. Hükümet’e gey ve lezbiyenlere karşı katı fikirleriyle bilinen Numan Kurtulmuş’un Başbakan Yardımcısı olarak atandığı bir dönemde yapacaklar bu eylemi." diyen Deniz, Tayyip Erdoğan'ın eşcinsellere karşı tutumuna da değineren AK LGB travesti üyelerinin bu politikalara sessiz kalmasını eleştirdi.

Deniz Deniz şunları yazdı:

"Efendim sosyal medyada iftar sofralarıyla kendilerini duyuran bu arkadaşlar nihayet ilk eylemlerine de imza atacaklarmış. Ak LGBT Bireyleri toplumumuzun kanayan yarası uyuşturucuya karşı Beyoğlu’nda yürüyüş tertiplemişler. Vay be, şu toplumsal hassasiyete bakar mısınız? Dikkat edin, mesela homofobiye karşı veya trans bireylere yönelik ayırımcılığa karşı ve dahası mesela son kurbanı Figen olan LGBT bireyler arasında giderek artan intihar vakalarına falan dikkat çekmek için değil uyuşturucu sorunu için yürüyorlar. Cambaza bak. Akıllarınca Ak Parti’ye bu tür eylemlerle şirin gözükmeye çalışacaklar. Tam da 62. Hükümet’e gey ve lezbiyenlere karşı katı fikirleriyle bilinen Numan Kurtulmuş’un Başbakan Yardımcısı olarak atandığı bir dönemde yapacaklar bu eylemi. Eylemlerine diğer LGBT örgütlerini de çağırmışlar. Umarım yüksek düzeyde katılım olur ama diğer örgütlere mensup ve sosyal medyada sarılı sigarayla yaptıkları "kafam bi dünya" modundaki paylaşımlarıyla ünlü bazı aktivist arkadaşların da bu eyleme iştirak etme ihtimalini düşündükçe, ahanda buyrun yine gülme krizine giriyorum."
Facebook’ta kurduklarını söylüyor. 30 Mart yerel seçimlerde AK Parti başarısını kutlayan üç kişi olarak böyle bir grup kurmaya karar verdiklerini dile getiren Güneş, sayılarının kısa sürede bine yaklaştığını dile getiriyor. Aralarında doktor, avukat olduğu gibi imamlar da var. AK LGB travesti üyeleri Başbakan’ı çok seviyor. Hakkındaki “hırsız” suçlamalarına kesinlikle inanmıyorlar. Güneş, “Onu sadece kalbimizi çalmakla suçlayabiliriz” diyor.

Ak Parti’nin LGBT politikalarını ise şiddetle eleştiriyorlar. Amaçları Ak Parti’yi dönüştürmek. Başörtüsü sorununun 10 yılda çözüldüğü bu toplumda çok da aceleleri yok. Üstelik sevgilileriyle elele gezebilme imkanına da AK Parti döneminde kavuştuklarını söylüyorlar. Güneş; “Elbette mücadele eden eşcinsellerin katkısı büyük ama ülke yönetimi istese bu konuda daha sert tedbirler alabilirdi, almadı.”

GÜNAH OLABİLİR AMA …

Kendilerine en çok eşcinsel yaşamla dindar yaşamın birarada yürümeyeceği yönünde eleştiriler geldiğini söyleyen Güneş, “Eşcinsel yaşam günah olabilir. Ancak pek çok insan içkinin günah olduğunu bilerek içki içmeye devam ediyor. Önemli olan imandır. Lut kavminin lanetlenmesi de eşcinsel ilişkiden çok çocuklara, havyalara tecavüz gibi sapıklıklardır” diyor.

GEZİCİ SANINCA KÖTÜ DAVRANDILAR

Melih Güneş mitingde nasıl tepkiler aldıklarını şöyle anlattı; “Polis bizi “Gezici” sandı ve kötü davrandı. Kimi vatandaşlar da bayrağın PKK bayrağı olduğunu düşündü. Kendimizi tanıttık. O vakitten sonra sadece gülüşmeler oldu. Ama bir taraftan da orada olduğumuzu gören LGBT arkadaşlarla tanıştık. Bayrağı adeta Başbakan’ın gözüne sokarcasına salladık. Gördü ama bir şey söylemedi. Bir şey söylememesini olumlu karşılıyoruz. Bu şekilde mücadeleye devam edeceğiz. En önemli sosyal projelerimizden biri muhafazakar eşcinselleri kötü niyetli LGBT’lilerin bulunduğu ortamlardan çekip kurtarmak.